CAN SU BOĞUŞLU
CATEGORIES : FEATURED, INTERVIEWS, LIFESTYLE, PHOTOGRAPHY
POSTED BY : BANANÉ
Can Su is an established Istanbul based photographer. Her photographs are made especially memorable by the quality and colours she uses to express herself. You may have already seen some of her work, her concert photography or her portraits of those including Fazıl Say and Göksel. Not only is she a photographer, when she gets the chance Can Su also enjoys writing and has a strong interest in music. Her website has a dream-like air of its own and is a very successful representation of her work. We took the opportunity to catch up with Can Su to learn a bit more about the person behind the camera…
Hi Can Su! Could you introduce yourself?
I’m Can Su. I’m not that good at describing myself with words. I’ll use some from my biography- I like drinking water, breathing and producing, and I do all of these equally frequently. I studied Communication. I take photographs; I watch people, objects and sometimes even sounds.
When did your interest in photography begin?
Besides photography, I always had feelings for particular moments. The desire to make these moments permanent came about in my highschool years. I used to constantly take photos and make albums for myself. I started expressing myself through photography in 2006 after I bought my first camera, a Nikon D70.
We really like the colours and quality of your photographs… How do you achieve this?
These are the colours with which I colour my own world. It’s one of the most important factors in the way I express myself. Achieving this is totally to do with awareness. Those colours are there, and I see them. Sometimes I want to see them like that. Things in life which have an equivalent. When it comes to quality, that’s the technical part of the work. My Nikon D300 camera is convenient for this and I give in to it.
To this day, what was the location you liked most for taking photos?
I’ve always taken photos in places I like anyway. The places, outfits, expressions in my photographs… They’re all factors which I like and which come from me. I have in interest in ruins. Other than that I like island spirit. It’s good to have Büyükada.
Your work has an air of romance and peace. Is this something that reflects your personality?
The world seen through my own viewfinder reflects my personality for sure. There’s plenty of romance, love drama, peace and excitement in my life. Especially peace. My greatest aim is to achieve this in my life. If I can fit it into frames and project it to the lives of others then that’s great.
What inspires you?
The lives of others, objects, sounds, dreams, distant places… I have many sources of inspiration. I’m very susceptive. I notice and observe everything around me.
Your concert photographs suggest you’re interested in music - what do you listen to these days?
Music’s a very important part of my life. I like the synergy which my work forms with music. In my stage photographs, I like showing the inside of the musicians. It’s possible to look at a photograph and hear the sound of it. These days, in fact at the moment I’m listening to Olafur Arnalds. Like crazy. Other than that Sezen Aksu’s last album “Yürüyorum.. düş bahçelerinde..” had a strange effect on me. From the design of its cover to the DVD which came out of it… I think it’s a really special piece of work. Listening to it feels really good. Also Fazıl Say concerts… With their emotions and depth, definitely my recent favourite.
Other than photography, we see you have an interest in writing. Is this something you would like to take further?
I always wrote and always will. It’s another way of expressing myself. I have many more troubles and things I would like to write about. It’s just like a game with words. A lot of the time they’re left unfinished but they’re still relieving.
What do you think about Photoshop?
I like Photoshop. I like spending time with it. I prefer not to use ways to take photographic elements away from a photograph though. And I also prefer not to call those who do so photographers.
Artists you admire the most?
My admiration for the “artist” is neverending. Fazıl Say is an artist who as a musician affects me greatly. There are a lot of directors I like. I’ll always have admiration for those who do their work well, being sensitive but strong, with a lot of feeling and intelligence.
What goes on during Can Su’s day off?
I can’t really give myself much free time. I watch people and there are many ways of doing this. With the inspiration I get from them I’m constantly producing something. Sometimes in silence I listen to myself. I lay down and dream. Then I get up and take steps. I go to a lot of exhibitions. I make gifts for people I love. I spend a lot of time thinking.
Which celebrity would you like to have lunch with?
Lunch. The celebrity I like and who affects me the most is Thom Yorke. But I wouldn’t like to go for a meal with him. Lunch is best with Yekta. His conversation and presence is what makes me glad to have him in my life. I’d like to have lunch with Yekta Kopan.
What makes you angry?
People who take others for idiots. Even if I’m not involved in such a situation I always want to intervene. It makes me crazy. It’s also disrespectful. I can’t tolerate disrespectfulness.
Your favourite film?
“A Short Film About Love” suddenly came to mind. But there are too many. I can’t get enough of Bergman films. I’m deeply affected by Polish cinema. I love Wong Kar Wai films. I find the films of Fatih Akın, Ferzan Özpetek and Zeki Demirkubuz to be really special.
Could you tell us a bit about your upcoming projects?
Everything is only just starting actually. At the moment there’s the preparation of a documentary book. I’m taking photos like crazy for that. In September I’m going to Poland. I’ve been accepted to study Cinematography at Lodz. This is already a massive change. There are loads of projects, let’s wait and see. I know tomorrow will be good.
___________________________________________________________________________________
Can Su İstanbul’da yaşayan bir fotoğrafçı. Fotoğrafları, kendini ifade
etmek için kullandığı renkler ve kalite sayesinde özellikle akılda kalıcı. İşlerini daha önce görmüş olabilirsiniz, konser
fotoğraflarını, çektiği Fazıl Say veya Göksel’in portreleri. Sadece
fotoğrafçı sayılmaz aslında, Can Su ayrıca yazı yazmaktan keyif alıyor
ve müziğe de düşkünlüğü var. Web sitesinin rüya gibi ayrı bir havası, işlerini göstermekte uygun ve başarılı. Fotoğraf makinenin
arkasındaki kişiyi daha fazla tanımak için Can Su’yu yakaladık…
Merhaba Can Su! Bize kendini kısaca tanıtırmısın?
Cansu’yum. Kendimi tanıtma işlerinde kelimesel olarak pek başarılı değilim. Biyografimden alıntı yapayım. Su içmeyi, nefes almayı ve üretmeyi seviyorum, bunları benzer sıklıklarda yapıyorum. İletişim okudum. Fotoğraf çekiyorum; insanları, nesneleri bazen sesleri bile izliyorum.
Fotoğrafa merakın kaç yaşında başladı?
Fotoğrafa meraktan öte, anlara olan hissiyatım vardı hep. Anları kalıcı kılmak isteği lise yıllarında belirginleşti. Sürekli bişeyler çekerdim ve albümler yapardım kendime. Ama fotoğrafla kendimi ifade etmem 2006 yılında ilk makinemi (Nikon D70) almamla başladı.
Fotoğraflarındaki renkleri ve kaliteyi çok beğeniyoruz… Bunu nasıl sağlıyorsun?
Bunlar kendi dünyamı boyadığım renkler. Anlatımımı tamamlayan en önemli öğelerden biri. Bunu sağlamak, tamamen farkındalıkla alakalı. O renkler var. Ben de o renkleri görüyorum. Bazen de öyle görmek istiyorum. Hayatta karşılığı olan durumlar. Kalite denince de; o, işin tamamen teknik tarafı zaten. Fotoğraf makinem (nikon d300) buna elverişli. Ve ben de ona hükmediyorum.
En sevdiğin çekim mekanı neresiydi bu güne kadar?
Ben sevdiğim yerlerde fotoğraf çektim zaten hep. Karelerimde mekanlar, kıyafetler, ifadeler.. Hepsi sevdiğim, benden bişelyler taşıyan öğelerdir. Enkaz merakım var. Onun dışında ada ruhunu seviyorum. Büyükada iyi ki var.
İşlerin romantik ve huzurlu geliyor. Bu senin kişiliğinden yansıyan birşey mi?
Muhakkak kişiliğimden yansıyordur benim kadrajımdan görünen dünya. Romantizm, aşk dram, huzur, heyecan benim hayatımda bolca var. Özellikle huzur. Bunu kendi hayatımda sağlamak en büyük gayem. Karelerime sığdırıp başka hayatlara da yansıtabiliyorsam ne mutlu bana.
Sana neler ilham verir?
Başkalarının hayatı, nesneler, sesler, rüyalar, uzaklar… İlham kaynağım çok. Çok duyarlı bir yapım var. Çevremdeki her şeyin farkına varıp, onları gözlemlerim.
Sahne fotoğrafların muziğe meraklı olduğunu düşündürdü - bu aralar ne dinlersin?
Müzik benim hayatımda çok önemli bir konum sahibi. İşlerimin müzikle oluşturduğu sinerjiyi seviyorum. Sahne fotoğraflarımda, müzisyenlerin içini göstermeyi seviyorum. Kareye bakıp oradaki sesi duymak mümkün. Bu aralar, hatta bu soruları cevaplarken de Olafur Arnalds dinliyorum. Deliler gibi. Onun dışında Sezen Aksu’nun son albümü “Yürüyorum.. düş bahçelerinde..” nin ben de garip bir etkisi oldu. Kapak tasarımından, içinden çıkan DVDye kadar… Çok özel bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Dinlemek bir güzel geliyor. Bir de Fazıl Say konserleri… Hissiyatıyla, derinliğiyle son zamanlardaki favorim.
Fotoğraftan başka yazıya ilgin olduğunu gördük, bunu gelecekte geliştirmeyi düşünüyormusun?
Yazı hep vardı. Var olacaktır da. Bir başka ifade kaynağım. Çok fazla derdim, çok fazla anlatacak şeyim var daha. Kelimelerle oyunlar sadece. Çoğu zaman eksik kalıyorlar. Ama rahatlatıyorlar.
Photoshop hakkında ne düşünüyorsun?
Photoshop’u seviyorum. Onunla vakit geçirmeyi seviyorum. Ama fotoğrafa, onu fotoğraflıktan çıkartan müdahaleler tercihim değil. O müdaheleleri abartanlara da fotoğrafçı demek pek tercihim değil.
En saygı duyduğun sanatçılar?
“Sanatçı”ya saygım sonsuz. Fazıl Say, müzisyen olarak ve duruşuyla beni fazlaca etkileyen bir sanatçıdır. Çok sevdiğim yönetmenler var. İşini iyi yapan, kırılgan ama güçlü, hissiyatı bol, zeki, üreten insanlara daima saygı duyacağım.
Can Su’nun boş bi günü ne yaparak geçiyor?
Ben pek boş vakit bırakmam kendime. İnsanları izlerim, bunun çok fazla yolu var. Onlardan aldığım ilhamla sürekli bişeyler üretirim. Bazen sessizlikte kendimi dinlerim. Uzanır hayal kurarım. Sonra kalkıp adım atarım. Sık sık sergilere giderim. Sevdiğim insanlara hediye yaparım. Ve çokça düşünürüm.
Hangi ünlüyle öğlen yemeğine çıkmak isterdin?
Öğlen yemeği. Benim en beğendiğim, içime işleyen ünlü Thom Yorke tür. Ama onunla yemeğe çıkmak istemem. Öğle yemeği en güzel Yekta ile oluyor. Sohbetiyle, varlığıyla hayatımda iyi ki dediğim insanlardandır. Yekta Kopan’la öğlen yemeğine çıkmak isterdim.
Seni neler kızdırır?
Karşısındaki insanı aptal yerine koyanlar. İçinde ben olmasam bile böyle durumlarda müdahale etmek isterim. Deliriyorum. Saygısızlık bir de. Saygısızlığa tahammülüm yok.
En sevdiğin film?
“A Short Film About Love” geldi aklıma bir anda. Ama çok fazla var. Bergman filmlerine doyamıyorum. Polonya sinemasından çok etkileniyorum. Wong Kar Wai filmlerini çok seviyorum. Fatih Akın, Ferzan Özpetek ve Zeki Demirkubuz filmlerini özel buluyorum.
Gelecekteki projelerinden bahsedermisin bize?
Daha yeni başlıyor aslında her şey. Bu ara bir belgesel kitap hazırlığı var. Onun için çılgınca fotoğraf çekiyorum. Eylül’de Polonya’ya gidiyorum. Lodz da Cinematography eğitimi için kabul edildim. Bu büyük bir değişiklik zaten. Projeler çok, bekleyelim görelim.. Biliyorum yarın çok güzel.



























August 20th, 2009 at 22:58
Çalışmalar çok güzel. beğendim..Çok güçlü kişiğe sahip olmak için sanatla ve sanatcı ile iç içe olmak çok güzel…
Senin güzel gülümseyen gözlerin olmasa,
Yüzünle, gözünle ne yapardın,
ellerin ne işe yarardı,
Senin sevgi yüreğin olmasa
kalbinle ne yapardın..
Kalbin ne işe yarardı..
Nayil Kabak
SEVGİLER HİÇ EKSİLMESİN
April 4th, 2010 at 04:18
Bravo , tebrik ederim, ruhu olan çalışmalar, tonlarca piksellik görüntü kirliliğinden kendilerini kolayca sıyırmışlar, süpersin, umarım değerleniyorlardır.